Endometrium (Rahim İçi) Kanseri

Rahim kanseri en sık görülen jinekolojik kanserdir. Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl yaklaşık 40.000 kadın rahim kan­seri tanısı alır ve yine her yıl için 7000’den fazla kadının ölümünden sorumludur. Hayat boyu rahim kanserine yakalanma riski yak­ışık %2,5’tir. Tanı esnasındaki ortalama yaş 61’dir. Tanı alan hastaların %20’si menopoz öncesi yaşlardadır ve olguların %5’i 40 yaş altın­dadır.

Endometrial Kanser için Risk Faktörleri

Rahim kanserlerinin büyük çoğunluğu rahim iç yüzünü örten endometrium denen tabakanın kalınlaşması ve takiben kanser gelişimine yol açan rahimin aşırı miktarda östrojen ile uyarılması sonrası oluşmaktadır. Böyle kanserler genellikle düşük evrede olup iyi bir gidişat göstermektedirler ve Tip 1 olarak adlandırılırlar. Tip 1 rahim kanseri için birçok risk faktörü progesteron hormonunun ortamda bulunmamasına bağlı artmış ös­trojen bazlıdır ve şişmanlık, erken adet görme yaşı, geç menopoza girme, doğum yapmamış olma, kısırlık, polikistik over sendromu, bazı ilaçlar, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gibi durumları içerir. Doğum kontrol hapları kullanımı ve sigara riski düşürür.

Tip 2 endometrial kanser bütün olguların yaklaşık %10’unu oluş­turur. Bu kanserlerin östrojenin aşırı uyarmasıyla ile ilgisi yoktur. Hastaların büyük çoğunluğu tanı esnasında 70 yaşın üzerindedir ve %50’den fazlası tanı esnasında ileri evrededir, ilerlemiş yaştan başka tanımlan­mış başka risk faktörü bulunmamaktadır.

Kalın barsak kanserinden sonra endometrial kanser, genetik bir sendromla ile en çok ilgili olan kanserdir, il­gili mutasyonlardan birini taşıyan kadınlarda hayat boyu endometrial kanser gelişme riski yaklaşık %50 civarındadır. Birçok akrabasında kalın barsak, rahim, yumurtalık veya böbrek kanseri öyküsü olanların (özellikle 50 yaş öncesi tanı alan) daha ileri incelemenin yapılması gerekmektedir.

Rahim Kanseri Belirtileri

Rahim kanseri olan menopoz sonrası kadınların %90’ı vajinal kanama ile doktora başvurur. Ancak, menopoz sonrası kanama ile başvu­ran hastaların %15’inde endometrial kanser tespit edilir. Vajina ve rahim ağzı kanserleri de dikkate alınmalıdır. Kokulu ve yoğun vajinal akıntı ve ağrı seyrek olarak görülen ve genellikle ilerlemiş hastalık göstergele­ridir. Belirti vermeyen küçük orandaki kadınlarda Pap smearlerinde saptanan endometrial hücreler sayesinde tanı konur.

Menopoz öncesi endometrial kanserli olguların büyük çoğunluğuna adet döngüsünün ikinci yarısında olması gereken koruyucu progesteron hormonu etkisinin olmadığı yumurtlama olmaması durumları neden olur, düzensiz ve­ya şiddetli ve uzamış adet periyodları veya ara kanama, özellikle adet öncesi rahatsızlık belirtilerinin yokluğunda kaygı ile değerlendirilmelidir.

Endometrial Kanser Hasta Değerlendirilmesi

Rahim içinin kamerayla görüntülenerek veya bu yapılmaksızın yapılacak olan küretaj rahim kanseri için riskli kadınların değerlendirilmesinde altın standarttır. Pipelle denen çok ince bir aspiratör veya benzer aletlerle muayene odasında yapılacak ofis endo­metrial biyopsinin iyi tolere edilebilir olduğu ve küretaj ile benzer şekil­de %90 gibi yüksek bir oranda duyarlılığa sahip olduğu gösterilmiş­tir.

Vajinal ultrasonografi de menopoz sonrası kanamada yaygın olarak kullanılmaktadır

Rahim Kanserli Hastaların Tedavisi

Rahim kanserli hastaların büyük çoğunluğu klinik olarak rahime sınırlı hastalık ile başvururlar. Fizik muayene, tam kan sayımı ve biyokimyayı içeren rutin kan tetkikleri ve akciğer filmi ameliyat öncesi gereklidir.

Rahim alınması, iki taraflı tüpler ve yumurtalıkların alınması, karın içi yıkantı sıvısı alınması ve karın boşluğunun dikkatli değerlendirilmesi birçok rahim kanserinin tedavisinin başlıca dayanağıdır. Erken evre kabul edilen olgularda, iyi gidişli olan tipte lenf bezi çıkarılması yapılmasa da, bir çok otorite cerrahi­ye giden hastalarda lenf bezlerinin çıkarılmasını önermekte­dir. Rahim alınması sonrası ameliyat sırasında patolojiye gönderme uygulaması hastalığın değerlen­dirilmesi için tercih edilen tekniktir. Hastalığın rahim dışına yayılımı için riskli hastalarda aort damarının etrafındaki lenf bezlerinin çıkarılması da gerekmektedir. Yakın zamanlardaki yayınlar laparoskopinin rahim kanse­rinin cerrahi tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılabileceğini ortaya koymuşlardır. Tüm bu sayılan ameliyatlar laparoskopik ya da robotik cerrahi yöntemiyle de yapılmaktadır.

Erken ve İleri evrelerde tedavi

İlerlemiş evre hastalıkta tedavi kişiselleştirilir ve hormonal tedavi veya kemoterapi ile başlanabilir. Cerrahi için uygun olmayan klinik olarak rahimde sınırlı hastalığı olan hastalarda radyoterapi önerilmektedir. Ayrıca çocuk yapma arzusunun olduğu erken evre hastalık durumunda hor­monal tedavi de kullanılabilir. Yanıttan emin olmak için yakın takip gereklidir.

Tip 2 kanserler tip 1 kanserlere göre daha agresif kabul edilir ve daha kötü gidişata sahiptirler, tip 2 kanserli her olguya kemoterapi verilir.

Tedavi sonrası takip

Nükslerin %80’i tanı sonrası ilk üç yıl içerisinde ortaya çıkmakta­dır. Nüksler hastalığın evresine ve ek tedavi verilip verilmemesine bağlı olarak değişir. Radyasyon tedavisi almayan erken evreli hastalarda görülen nükslerin büyük çoğunluğu vajinada ve genital bölgede ortaya çıkmaktadır. Daha uzak bölgelerdeki nüksler akciğer, karın içi, uzak lenf bezleri, kara­ciğer, beyin ve kemikte görülebilir.

Fizik muayene ilk iki yılda üç ayda bir yapılır. Her şey yolunda giderse muayeneler sonraki üç yılda altı ayda bir yapılır. Pap smear her vizitte yapılır, ileri hastalıklı hastalar sıklıkla CA-125 düzeyleri ile takip edilir. Başka bir gereklilik yoksa rutin Bilgisayarlı Tomografi taraması ve akciğer filmi önerilmez.