Gebelikte Anne Vücudunda Meydana Gelen Değişiklikler

Gebelikte salgılanan hormonlar nedeniyle anne vücudunda tüm sistemlerde “gebeliğe adaptasyon” için değişimler meydana gelmektedir. Bu değişiklikler gebelik sırasında yapılan laboratuar ölçümlerinin farklı yorumlanmasına ve kullanılacak ilaçların doz ayarlamasının gebeliğe göre yapılmasına neden olmaktadır. Bu değişiklikler aynı zamanda anne adayında gebeliğe bağlı bir takım şikayetler oluşmasına neden olmaktadır.
Gebelik sırasında sistemlere göre oluşan değişiklikler şu şekilde sıralanabilir.

Kalp ve damar sistemi değişiklikleri
Gerek rahmin büyümesi gerekse diyaframın yukarı itilmesiyle birlikte kalp sola yukarı doğru kaymaktadır. Kalp boyutları %12 oranında artış gösterir.
Kalp atım hızı %15 oranında ve kalp atım hacmi de %24 oranında artar. Buna bağlı olarak gebeliğin son döneminde istirahatteki kalp atış hızı, gebe olmayanlara göre 15 atım/dk kadar artar. Tabii ki bu da anne adayında bazen çarpıntı hissedilmesine yol açmaktadır ve egzersiz, stres, sıcaklık gibi faktörler bu hissin daha da artmasına neden olmaktadır.
Ayrıca annenin pozisyonu da kalp atım hacmini etkileyebilmektedir. Annenin uzun süre sırtüstü yatması, rahmin kalbe dönen kanı azaltmasına ve gebenin tansiyonunun düşmesine hatta bayılmasına yol açmaktadır. Bu durumda gebe hemen sol ya da sağ yan tarafına yatırılmalıdır. Böylece tansiyon değerleri normale dönecektir.
İlk 3 aydan itibaren kan hacminde artış başlar ve bu artış 30. haftada en yüksek değerine ulaşır. Bu hacim artışının esas sebebi, vajinal doğumda yaklaşık 600 mL, sezaryen doğumda ise yaklaşık 1000 mL olan kan kaybını karşılamaktır.

Solunum sistemi değişiklikleri
Gebelikte rahim büyüdükçe diyafram yükselir ancak bu solunum fonksiyonlarında herhangi bir azalmaya yol açmaz. Ancak gebelikteki ana hormon olan progesteron nedeniyle solunum sayısı bir miktar artmaktadır.

Boşaltım sistemi değişiklikleri
Gebelikte büyüyen rahmin basısıyla ve gebelik hormonları etkisiyle böbreklerdeki idrar toplayıcı kanallarda ve üreterlerde bir miktar genişleme meydana gelir.
Böbreklerden süzülen kan hacmi artar. Ayrıca gebe olmayanlardan farklı olarak, idrara bir miktar glukoz ve protein atılımı da meydana gelir. Özellikle glukoz atılımı, gebelikte idrar yollarının daha kolay iltihaplanmasına zemin hazırlar.
Mesane de rahim büyümesine bağlı olarak basıya uğrayacağından dolayı özellikle gebeliğin son dönemlerinde sık idrara çıkma şikayeti daha sık karşımıza çıkmaktadır.

Sindirim sistemi değişiklikleri
Gebelik boyunca rahim büyümesine bağlı olarak mide yukarıya doğru yer değiştirirken, barsaklar da arka ve yan bölgelere doğru itilir.
Sindirim sisteminin girişi olan ağız bölgesinde östrojen hormonunun etkisine bağlı olarak dişetleri şişer ve dişeti kanamaları oluşur.
Gebelerin %30-80’inde reflü şikayetleri görülmektedir. Bunun esas nedeni, gebelik hormonlarına bağlı olarak mide ile yemek borusunu birbirinden ayıran kapakçığın zayıflamasıdır. Ayrıca sindirim sistemi organlarının daha yavaş çalışması ve mide salgısının daha asidik salınmasının da katkısıyla reflü gebeliğin ilerlemesiyle daha da şiddetlenebilir.
Gebelik sırasında safra kesesinin de boşalma süresi çok uzamaktadır. Buna bağlı olarak safra kesesinde sürekli safra birikimi ve safra taşı oluşumuna zemin hazırlanır.

Kan hücreleri değişiklikleri
Gebelikte kırmızı kan hücrelerinde artış görülmesine rağmen, kanın sıvı kısmı olan plazmadaki artışın daha fazla olması nedeniyle kansızlık (anemi) problemi karşımız çıkmaktadır.
Kırmızı kan hücre sayısının artması sayesinde, gebelikte kullanılan demir miktarı normale göre artış gösterir. Çoğu kadın gebe kalmadan önce demir eksikliği yaşadığı için, gebelik demir eksikliği anemisine zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle genel olarak tüm gebelere destek olarak demir tedavisi başlanmaktadır.
Beyaz kan hücrelerinde de gebelikte normalin 3-4 katı kadar artış olmaktadır. Bu değerler gebe olmayanlarda vücutta ciddi bir enfeksiyon olduğunu düşündürdüğü halde gebelikte normal kabul edilen bir değişikliktir.
Kan pulcukları ise gebelikte normal değerlerin altına inebilir ve bu durum “gebeliğe bağlı trombositopeni” olarak isimlendirilir. Bu değerler doğumla beraber normale dönmektedir.
Gebelikte pıhtılaşma faktörlerinin seviyesi artmakta ve pıhtı çözücü sistemin etkinliği azalmaktadır. Buna bağlı olarak gebelikte pıhtılaşmaya meyil artmaktadır.

Deri değişiklikleri
Göbek orta hatta ortaya çıkan koyu kahverengi çizgilenme ve gebelik maskesi olarak isimlendirilen yüzde ortaya çıkan koyu renklenme, gebelikteki belli başlı deri değişiklikleridir. Bu koyulaşma, güneş ışığına maruz kalındığı takdirde daha da artar.
Tırnaklar daha kırılgan hale gelir ve çizgilenmeler oluşabilir. Büyüme safhasındaki kıl köklerinde artış nedeniyle, gebelikte kıllarda kalınlaşma meydana gelir. Bu değişiklikler genelde doğum sonrasında kaybolmaktadır.
Gebelikte rahimin basısı nedeniyle özellikler alt bacak, makat ve genital bölgeden kan dönüşü yeterince sağlanamamaktadır. Bu da bu bölgelerdeki toplardamarların genişlemesine yol açtığından bacaktaki ve genital bölgedeki varislerin kötüleşmekte aynı zamanda basur (hemoroid) gelişebilmektedir.